İçeriğe geç

Huzur-u Kalbi Elde Etmek İçin

Mü’minin, namazlarını şuurlu olarak eda etmesi, onun düzensiz hayatına bir düzen, dağınık kalbine bir denge ve insicam getirecek, perişan hislerini ayağa kaldırıp bulanık yönlerine de bir ışık saçacaktır. Ve o, bu sayede doğru görme, doğru düşünme, doğru konuşma imkânını elde edecektir. Günde beş defa Rabbin huzuruna gelip şuurla eda edilen namaz, Allah’ın izniyle bütün bunları insana kazandıracak mahiyettedir.

Evet, gerçek namaz, mü’minin huşû içinde eda ettiği namazdır. Ama huşûun temini için bir kısım şartlar vardır. Evvela huzur-u kalb lazımdır; sonra meseleyi kavrama; sonra da bir recâ ve ümitle Rabb’e bel bağlama.. daha sonra da utana sıkıla Rabb’in huzuruna gelme.

Huzur-u kalb, namazda yapılan hareketlerin ve ifade edilen mânâların dışına çıkmamakla elde edilebilir. Mesela Rabbin huzurunda belli bir miktar ayakta durduktan sonra rükûa gidilir. Niçin? Çünkü artık ayakta durmaya takatimiz kalmamıştır da ondan. Rükûdan sonra, aynı şekilde Rabbin büyüklüğü karşısında kendi küçüklüğümüzü itiraf için secdeye kapanırız. Biz, daha namaza başlarken, “Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” deriz. Çünkü O, bizlere merhamet edip dil dudak verdi ve biz onlarla konuşuyor, meramımızı onlarla dile getiriyoruz. Yine vücudumuza, rahatlıkla yatıp kalkabileceğimiz mafsallar yerleştirdi, onlarla hareket ediyoruz. Bu nimetlerin değeri, bel ve bacağındaki ağrılardan dolayı bin defa âh ettikten sonra ancak bir kere ayağını hareket ettirip belini doğrultabilenlere sorulduğu zaman öğrenilir.

274