İçeriğe geç

Aynı âyetin devamında ise, وَلَيْسَ الْبِرُّ بِأَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ ظُهُورِهَا وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقٰى وَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ أَبْوَابِهَا وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ “Evlere arka tarafından girmeniz fazilet değildir. Asıl fazilet, haramlardan sakınan müttaki insanların gösterdiği fazilettir. Öyleyse evlere kapılardan girin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki umduğunuza kavuşasınız.” (Bakara sûresi, 2/189) buyurularak, nazarlar herhangi bir müspet neticeye götürmeyen âdetlerden, neticeye götüren sebeplere tevcih edilerek mü’minlere âdeta şöyle denilmiştir: İyilik, fazilet, kendi heva ve heveslerinize göre yaptığınız amellerde değil; Allah’ın talimi çerçevesinde yaptığınız işlerdedir. İyilik, “ittikâ”da, Allah’tan hakkıyla korkmaktadır. Böylece هُدًى لِلْمُتَّقِينَ “(O Kur’ân), müttakiler (Allah’tan hakkıyla korkanlar) için bir yol göstericidir.” (Bakara sûresi, 2/2) beyanıyla nazarlar anlamsız davranışlardan taabbudîlik ufkuna çevrilmektedir.

49