İçeriğe geç

6. وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَۤا أَنْزَلَ اللّٰهُ قَالُوا بَلْ نَتَّبِعُ مَۤا أَلْفَيْنَا عَلَيْهِ اٰبَۤاءَنَۤا أَوَلَوْ كَانَ اٰبَۤاؤُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْئًا وَلَا يَهْتَدُونَ “Onlara: ‘Gelin Allah’ın indirdiği buyruklara tâbi olun!’ denildiğinde: ‘Hayır, biz babalarımızı ne durumda bulduysak ona uyarız.’ derler. Babaları bir şeye akıl erdirememiş ve doğruyu bulamamış olsalar da mı onlara uyacaklar?” (Bakara sûresi, 2/170) âyet-i kerimesi ise insanlar için büyük ölçüde fıtrî ve cibillî bir hakikat olan, “babadan-atadan gördüğüne tâbi olma” yaygın âdetini dile getirmektedir. Nitekim Müslümanlar İslâm’a, Hıristiyanlar Hıristiyanlığa, Yahudiler de Yahudiliğe karşı böyle bir irtibatla tutunuyor gibidirler. “Her çocuk fıtrat (İslâm dini) üzerine doğar... (Daha sonra) anne ve babası o çocuğu ya Yahudileştirir ya Hıristiyanlaştırır ya da Mecusileştirir...”[2] hadis-i şerifi de bu hakikati ifade etmektedir ki, bütün bunlar, bir fıtrat kanununu anlatmaktadır. Kur’ân-ı Kerim’in de; لَا تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللّٰهِ ذٰلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَلٰكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ “Allah’ın bu hilkatini kimse değiştiremez. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların ekserisi bunu bilmez ve anlamazlar.” (Rûm sûresi, 30/30) âyetiyle işaret ettiği üzere kâinatta cereyan eden ahkâmın değişmezliği vurgulanmaktadır.

57