İçeriğe geç

Bir insan kaç ayarda ise, hayalleri de o ayarda olur. İnsanın kucaklaştığı veya kuçaklaşacağı hayalleri, onun Allah’ı ve Resûlullah’ı tanıma ve öldükten sonra dirilmeye inanma derecesine ve dünyaya değer verip vermemesine göre farklılıklar arzedecektir. Kalb dünyasının derinliği, tasavvur ve tefekkür âleminin buudları, genişliği, his ve duygulardaki zenginlik, kişinin hayal dünyasına kendilerine ait renkler katacaktır. Yine hayaller ilme, irfana, kültür seviyesi ve ideallere göre grafikler çizecektir.

Günlük iktisadî dalgalanmaları takiple bu dalgalanmaların tesirinde kalan bir insan, önünüze hayal hanesini doldurmuş bulunan iktisat dünyasının çizgilerini getirecektir. Gününü gün etme felsefesini düstur edinen şehvet meftunu bir insanın dili, hayallerinin en belirgin tercümanıdır. Buna karşılık, himmeti milleti olan, neslinin dertleriyle dertlenen ve milletine hizmeti hayatının gayesi bilen bir dertli sima ile müşerref olduğunuz zaman ise, aydınlık iklimlerin hayal hüzmelerinden mesajlar alırsınız. Ayarı yüksek hayaller, insanı hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmaz.

Hayal deyince, boş kuruntular ve mânâsız düşünceler de akla gelebilir. Ancak, mü’minin hayalleri, aynen söz ve işleri gibi “sıbğatullah” denilen Allah boyası ile boyandığından, hep istikamet üzeredir. Onun hayallerinin süs ve zineti Resûlullah’ın sünnetidir. Ve bu hayalleri bezeyen de, bütünüyle İslâmî prensiplerdir.

İnsan, isterse düşünce ve hayal dünyasını kontrol altında bulundurabilir. Elbette şuur ve iradeye bağlı bir durumdur bu. İnsan, nasıl vesveseleri kesip atabiliyorsa, aynı şekilde, elinde olmadan daldığı düşünce ve hayallerine de bir son verebilir. Ancak bu da, yine onun iradesini ortaya koymasına, idrak, şuur ve duygularıyla kendini ispata ve latîfelerini geliştirerek, beden ve cismini aşmasına bağlıdır.

152