İşte, böyle bir ruh hâletinin meydana gelmesi de, ancak gül kokulu, selvi endamlı, aydın simalı, misk dağıtan ve Cennet’e yol açan arkadaşlar topluluğu içinde mümkün olabilecektir. Karşı yakada ise, hiç de tasvir etmeyi düşünmediğimiz bir nesil var; içki alışkanlıkları, kumar özentileri, fuhşa ait düşünce ve davranışlarıyla boşlukta, doymamış, serâzât bir nesil… Evlâtlarını sevdiklerini ve onlara merhamet ettiklerini söyleyen anne-babalar, evlâtlarına karşı gerçekten merhametli iseler, onları aydınlık gönüllere teslim edeceklerdir…
Nasihat edenleri dinlemek de, ülfetimizin dağılması, kalbimizin yumuşaması ve şeytanın vesveselerine, günahların zorlamalarına karşı koyabilmemiz için de koruyucu ve besleyici çarelerdendir. İnsan, aklı, mantığı ve muhakemesiyle hususiyet arzeden bir varlık olduğu gibi, coşan gönlü, ürperen vicdanı, yaşaran gözleriyle de bir kalb, bir ruh ve bir duygular yumağıdır. Bu itibarla da o, iç âleminde derinleşmeye, ruh dünyasında zenginleşmeye, tefekkür hayatında genişlemeye muhtaçtır.
Evet, o, yer yer içinde oluşan aysberglerin eritilmesine muhtaç olduğu gibi, mânevî gıdasızlığını izale edecek, mânevî süt akıtan çeşmelere de şiddetli bir iştiyak duyar. Kur’ân, Efendimiz’e defaatle “Anlat!”25 der ve O iki Cihan Güneşi de, “Din nasihattır.”26 buyurur.. evet bir yanda, çatlama noktasına kadar ‘anlatma’ talim edilirken, diğer yanda da yine hadisin ifadesiyle “Ya öğreten, ya öğrenen ya da dinleyen ol; dördüncüsü olma!”27 tavsiyesinde bulunularak, iki uç âdeta bir noktada birleştirilmekte ve dikkat nazarları, yerinde anlatmaya, yerinde de dinlemeye çekilmektedir. Hele, Efendimiz’in bizzat, Kur’ân’ı talim ettiği ashabına, “Okuyun da dinleyeyim!”28 demesi ne kadar mânidârdır!..
Dipnotlar
- 25 Bkz.: En’âm sûresi, 6/70; Kaf sûresi, 50/45; Zâriyât sûresi, 51/55; Tûr sûresi, 52/29; A’lâ sûresi, 87/9; Ğâşiye sûresi, 88/21.
- 26 Müslim, îmân 95; Tirmizi, birr 17; Ebû Dâvûd, edeb 59.
- 27 Dârimî, mukaddime 26; el-Bezzâr, el-Müsned 9/94; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 5/284.
- 28 Bkz.: Buhârî, tefsiru sûre (4) 9, fezâilü’l-Kur’ân 32, 33, 35; Müslim, müsafirîn 247.