İçeriğe geç

Kendini Rabbi’ne ve O’nun Habibi’ne hizmete, hakka ve hakikate tercüman olmaya ve irşad faaliyetlerine adamış, evet, bu şekilde Cenâb-ı Hak’la aramızdaki mukavelenin bize ait yanını ifa etmiş genç-ihtiyar, kadın-erkek, talebe-hoca her meslek erbabından, her yaş ve baştaki insanlara karşı Allah da, mukavelenin diğer yanı adına şöyle buyuracaktır: إِنْ تَنْصُرُوا اللّٰهَ يَنْصُرْكُمْ37 Yani, eğer siz Allah’ın dinine yardım eder, dine tercüman olup, gönüllere duyurma yolunda ahdinize sadık olursanız, Allah da size yardım eder. Siz iman ve Kur’ân’a sahip çıkıp, onların ayaklar altında pâyimâl olmaması için çalışırsanız, Allah da sizi şeytan ve nefsinizin ayakları altında bırakmaz ve pâyimâl etmez. Karşılıklıdır bu; yaparsan O da yapar; koşarsan O da koşar… Hem de nasıl? Hadisin beyanıyla, Kendi’ne bir karış yaklaşana O, bir adım yaklaşır; yürüyerek gidene koşarak gelir; yani, bir elini uzatana iki elini uzatır.38

Biz vefa gösterip, Allah’ın dinine omuz verdiğimiz sürece, Allah’ı her zaman bize karşı vefalı bulacağız ve O, bizi şeytanın vesveseleri ve nefsimizin arzularıyla baş başa bırakmayacaktır. Evet, bizi yâd ellerde bozulmaya, sönmeye, çürümeye ve ölmeye terk etmeyecek ve “kulum” diyecektir. Şu şeker-şerbet söze bakın: أَوْفُوا بِعَهْدِۤي أُوفِ بِعَهْدِكُمْ “Siz Bana karşı sözünüzde vefalı olun; Ben de size sözümde vefalı olayım.”39

Siz, Allah’ın dinine yardım ettikten sonra, O’nun, şeytanı size musallat edip, sizi batırması olacak şey mi? Siz aşkla, şevkle gerilip, gönüllerde Allah’ın duyulması ve kalblerin O’nunla oturaklaşması istikametinde ölesiye koştururken, terleyip yorulurken, zanneder misiniz ki, Rabbiniz, çarşı-pazarda bilerek veya bilmeyerek işlediğiniz günahları yüzünüze vuracak, sizi bataklıkta, şeytanın elinde bırakacak ve hasenâtınızı da bire bir yazacak!

192