İçeriğe geç

Hayır hayır; siz kandan irinden deryalar geçiyor gibi O’nun yolunda koşarken, her an bir günah çamurunun size bulaşması karşısında ruhunuzun birkaç defa sarsıldığı, kalb ve duygularınızın örselendiği bu günah iklimi ve günah atmosferinde O sizi nefsanî isteklerinizle baş başa bırakmayacak, yardım elini ve yakîn bürhanını mutlaka gönderecektir.

Esasen her birerlerimiz, şahsî hayatımızda irademizi kötüye kullanmada ısrar etmediğimiz, ısrarla “Günaha gireceğim.” demediğimiz sürece, Rabbimiz’in böylesi nimet ve inayetlerine pek çok defa şahit olmuşuzdur. Tam bir uçurumun kenarına geldiğimiz ve muhakkak bir günahla karşı karşıya kaldığımız anda, âdeta gökten iki elin uzanıp bizi düşmekten kurtardığını müşâhede etmişizdir. Meselâ, yalnızlıktan patlayacak hâle gelip tam sokağa çıkayım dediğiniz anda güzeller güzeli bir arkadaşınız çıkagelmiş ve sizi bir eracifin içine girmekten kurtarmıştır. Hatta bazen hiç farkında olmadan, bazılarımızın dudağında bir dua, bir âyet veya bir nur belirivermiştir; belirivermiştir de, şeytanın oklarına hedef olmaktan ve nefsanî isteklerin kurbanı hâline gelmekten kurtulmuşuzdur. Evet, Allah’ın yardım ve korumasına en büyük davetçi, mukaveleye sadakat içinde O’nun dinine omuz vermektir.

‘Mağrem’ nispetinde ‘mağnem’ ve riziko nispetinde mükâfat vardır. İnsan, ne kadar sıkıntı ve meşakkate maruz kalırsa, kavuşacağı nimetler de o nispette çaplı ve inşirah verici olur. Sınır boyunda, düşman tehlikesi karşısında, kar ve soğukta imanlı Mehmetçiğin tuttuğu bir saatlik nöbet, kendisine senelerce yerine getirilemeyecek kadar çok nafile ibadet sevabı kazandırır. Elbette, aynı zaman dilimini koğuşta sıcacık yatağında geçiren, o sevabı kazanamayacaktır. Öte yandan, sınır boyundakinin alacağı sevap, elbette cephede, avcı hattında düşmanla yaka paça olan muharibin alacağı sevap kadar olmayacaktır.

193