Nefsin istek ve alışkanlıkları, insan için öldürücü birer zehir ve insanı aşağılara çeken ağırlıklar gibidir. Ruh, nefsin rağmına gelişir ve yükselir. Tersi yönde, nefis beslendikçe ruh küçülür, sıkışır, ağırlaşır… Bunun neticesinde de kalb, duygu ve latîfelerde bir hantallaşma meydana gelir. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) beyanları içinde, şeytan insanın damarlarında dolaşır durur. O hâlde “Siz” diyor, “Onun dolaştığı yerleri biraz daraltın.”
Evet onu açlık, susuzluk ve isteklerinden mahrum etmekle sıkıştırın. Aklına her estikçe yiyen, çeşitli yiyecek ve çerezlerle beslenen bir insanın şehvetine düşkün olması gayet normaldir. Binaenaleyh, iradenin hakkını ve kavgasını vererek, nefse ait beslenme musluklarını kısmak çok mühimdir. Aksi takdirde, nefis daima şeytana açık kapı olacaktır. Şeytan gibi nefisten de insana dostluk gelmez. Nefsin fenalıklara götürücü büyük bir hasım ve kendisine karşı “en büyük cihad”ın yapılması gereken bir düşman olduğunun bilinmesi, ondan ve şeytandan kurtulma, dolayısıyla da Allah’a (celle celâluhu) yaklaşma istikametinde atılmış ilk adımlardandır.
Efendimiz Aleyhissalâtü vesselâm’ın, “Senin en büyük hasmın, iki kaşın ortasındaki nefsindir.”2; bir muharebeden dönerken de, “Şimdi küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz.”3 buyurması ve yine Kur’ân’da Yusuf Aleyhisselâm’ın dilinden, “Muhakkak nefis kötülükleri emreder.”4 sözünün nakledilmesi, ondan korkmamız ve karşısında daima teyakkuzda bulunmamız hususunda bizim için önemli derslerdir.
4. Mârifetullaha ulaşmak lâzımdır
Dipnotlar
- 2 Beyhakî, Kitabü’z-zühdi’l-kebir 2/157; Aclûnî, Keşfü’l-hafâ 2/222.
- 3 el-Beyhakî, ez-Zühd 1/165; Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd 13/523.
- 4 Yûsuf sûresi, 12/53.