Evet, daima canlı, şevkli kalmanın bir yolu, bir çaresi de sahabe gibi yaşamak ve yaşatmaktır. Kur’ân, Efendimiz’i nasıl bize örnek gösteriyorsa, Efendimiz de ashabını “Yıldızlar gibidir.”19 diyerek, bize hidayet ışıkları olarak takdim etmiştir.
13. Nifak ve “günaha girdim” endişesi taşınmalıdır
Bazen de, şeytanın kurcalaması, vesvese, kalb katılığı ve ülfet olmadan da, “Acaba münafık mıyım, günaha girer miyim?” korku ve endişesi taşımak iyidir. Hz. Ömer, İbn Mesud, Abdullah İbn Ömer ve Hz. Âişe, hatta bazı tabakat yazarlarının tespitine göre yirmi kadar sahabi, kendilerinde nifak alâmeti var diye endişe ederlerdi. Haddizatında, vesvese bunların semt-i nasutiyetlerine sokulmamıştır; fakat onlar, çok derin bir iman şuuru ve mesuliyet hissine sahip bulunduklarından kendilerini böyle görmekteydiler.
Bu, başka mü’minlerde de olabilir: “Çarşıya çıktım; yanımdan manyetik alanına girdiğim bir kadın geçti, yaralandım; kalbim ve duygularım söndü, ne olacak hâlim?” diyen bir insan, bence tedbirli bir insandır. Bu anlayıştaki bir insan, ayağını attığı ve bastığı yeri mayınlı tarla gibi görmektedir.. ve bu, nefs-i levvâme sınırı ve sırrıdır. Yani, nefs-i emmârenin dizginlerini eline almış, almış ama yine de yer yer hatalar yapıyor, ne var ki, yaptığı hatalardan da rahatsızlık ve tedirginlik duyuyor. Günahlara giriyor, fakat ardından da dönüp nefsine “Sen zaten beni batıran, şunu şunu yaptıran değil misin? Nedir senden çektiğim?” diye kınamada bulunuyor. Esasen bu, insanın nefsiyle boğuşmasının bir tezahürüdür. Eğer dişini sıkar dayanırsa, nefsi kendinden elini eteğini çeker ve ‘râdıye, merdıyye’ mertebelerine ulaşır, ‘mutmainne’ye tırmanır ve ‘safiye’yi görüp sezmeye başlar.
C. ÂFÂKÎ (DIŞ ÂLEME AİT) MESELELER
Dipnotlar
- 19 Deylemî, el-Müsned 2/310, 4/160; Aclûnî, Keşfü’l-hafâ 1/147.