“Allah, içinizden inanıp salih amel işleyenlere, onlardan öncekileri halife kıldığı gibi onları da halife kılacağına, onlar için seçtiği dini bütünüyle yaşanır ve tatbik edilir hâle getireceğine ve korkularını emniyete döndüreceğine söz vermiştir. Çünkü onlar Bana kulluk eder ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Bundan sonra inkâr eden kimseler, işte onlar fasıkların ta kendisidir.”15
Allah (celle celâluhu), iman edip salih amel işleyenlere vaad ediyor. Bu vaad, sözünden dönmesi muhal olan Allah’ın vaadidir. O verdiği sözü yerine getirmeye muktedirdir. Ve O, her şeyin yegâne hâkimidir. Öyle ise, iman edip salih amel işleyenleri yeryüzünün halifesi yapacağını vaad eden Allah (celle celâluhu), mutlaka bu sözünü yerine getirecektir.
Demek oluyor ki, iki ayrı yazılış söz konusu: Birincisi, Levh-i Mahfuz’a kaydedilip yazılanlardır ki, her şey orada ilmî vücuduyla kayıtlıdır. İkincisi ise, teker teker vücuda gelen hâdiselerin yazılıp kaydedilmesidir. Burada ise eşya ve hâdiseler haricî vücud noktasında ortaya çıkmaktadır. Bunlardan iradî olan fiillerin sorumluluğu da tamamen iradenin kendisine aittir.
Şu âyet her iki yazılışı da birden zikretmekte ve bir bakıma anlatılanların esasına parmak basmaktadır:
“Muhakkak ki, ölüleri dirilten, işlediklerini ve geride bıraktıklarını yazan Biziz. Her şeyi apaçık bir kitapta saymışızdır.”16
Dipnotlar
- 15 Nûr sûresi, 24/55
- 16 Yâsîn sûresi, 36/12.