İçeriğe geç

Kaderin meşîet-i ilâhiye açısından tahlilini yaptığımız bu hususu tek bir cümle ile şöyle noktalayabiliriz:

Cenâb-ı Hak, her şeyi kuşatan ilmiyle, ileride bizim iradelerimizle yapacağımız her şeyi biliyor ve bildiklerini de tayin ve takdir ediyor.. sonra da bunları birer plan hâlinde Levh-i Mahfuz’a kaydediyor, daha sonra da melekler bizim hakkımızda bir defter tutup bütün amellerimizi yazıyor, böylece her iki defter de birbirinin aynı oluyor. Tabiî bunların hepsinde Cenâb-ı Hakk’ın dilemesi esas oluyor. Zira biz Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat olarak, “Allah dilerse bir şey olur, Allah bir şeyin olmamasını murad buyurursa o şey de olmaz.” kanaat ve inancını taşıyoruz.

4. YARATMA AÇISINDAN KAZA VE KADER

Her şeyi yaratan Allah’tır. “Şey” dediğimiz ne varsa hepsi O’nun mahlukudur. Biz de amellerimiz de buna dahiliz. Onun içindir ki Kur’ân-ı Kerim’de: وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ“Sizi ve amellerinizi yaratan Allah’tır.”67 buyrulmaktadır.

Efendimiz de bir hadislerinde: إِنَّ اللّٰهَ يَصْنَعُ كُلَّ صَانِعٍ وَصَنْعَتِه۪ “Her sanatkârı ve sanatını yaratan Allah’tır.”68 ihtarında bulunmaktadır.

Bir taş veya bir mermer mi yontuyorsunuz? Sizi de yaptığınız o işi de yaratan Allah’tır. Size düşünme melekesini veren, sonra sizi düşündüren ve bir merhale ötede, düşündüklerinizi ifade ettiren yine Allah’tır. Öyle ise bizim irademize düşen nedir? Böyle bir meselede irade nasıl bir paya sahiptir?

95