İçeriğe geç

Birinci vasıf: “Allah onları sever.” Yeryüzünde onlar için hüsnü kabul va’zeder. Allah, Cibril’e, “Ben onları seviyorum, sen de sev!” demiştir. Cibril de bütün meleklere: “Allah şu kavmi seviyor, siz de sevin!” diye nida etmiştir. Ve melekler de insanların gönlüne aynı ilhamda bulunmuştur. Hadisin ifadesiyle artık onlara yeryüzünde sevgi konulmuştur.31 Artık herkes onların gözünün içine bakmaya başlar… Söyledikleri tesir eder ve hemen yerine getirilir. Teklifleri emir kabul edilir. Emir verdikleri zaman da hemen gönüllerde ve vicdanlarda mâkes bulur.

İkinci vasıf:“Onlar da Allah’ı sever.” Zaten Allah tarafından sevilmenin ölçü ve alâmeti de Allah’ı sevmektir. Kim Allah’ı ne kadar seviyorsa, Allah tarafından da o kadar seviliyor demektir. İşte bu kavmin ikinci vasfı onların, Allah âşıkı insanlar olmalarıdır.

Üçüncü vasıf:“Onlar mü’minlere karşı alabildiğine tevazu içindedirler.” Yani bütün mü’minleri kendilerinden üstün görürler ve başlarını onların ayakları altına koymaktan çekinmezler. Onlar böyle mütevazi davrandıkça, Allah da onları yüceltir.

Dördüncü vasıf:“Kâfirlere karşı olabildiğince onurlu ve azizdirler; aslâ onlar karşısında bel kırıp boyun bükmezler ve onlarla devamlı bir mücadele içindedirler.” Mü’minlere karşı ne derece mütevazi iseler, kâfirlere karşı da o derece onurludurlar.

Beşinci vasıf:“Allah yolunda mücadele ederler.” Burada meselenin fiil cümlesiyle anlatılmasında –Allahu a’lem– şöyle bir nükte var: Onlar bu cihadlarını her zaman değişik bir buudda ve yenileyerek sürdürürler. Evet, Arapça’da fiil cümleleri daima teceddüt ve yenilenme ifade etmesi itibarıyla, onların cihadları da daima yenilenme içinde ve günün şartlarına, zaman ve zeminin durumuna göre cereyan eder, yani onlar basiretli ve firasetli davranırlar, demektir.

77