İçeriğe geç

f. إِنْ يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ الْقَوْمَ قَرْحٌ مِثْلُهُۘ وَتِلْكَ الْأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ النَّاسِۚ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَيَتَّخِذَ مِنْكُمْ شُهَدَۤاءَۘ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِم۪ينَۙ

“Eğer siz (Uhud’da) bir yara almışsanız, (size düşman olan) o topluluk da (Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. Böylece Biz, Allah’ın gerçek mü’minleri ortaya çıkarması ve içinizden şahitler edinmesi için, bu günleri bazen lehe, bazen de aleyhe döndürüp duruyoruz. Allah zulmedenleri sevmez.”28 âyeti de bize bu hakikati anlatmaktadır.

Her ne kadar bu âyette, meşîet ifade eden kelime yoksa da, yine de meşîeti ifade ediyor. Çünkü “Biz bu günleri evirir çeviririz.” diyor. İnsanların değişip duran çeşitli durum ve hâlleri doğrudan doğruya Cenâb-ı Hakk’ın elindedir. Günler O’nun kudret elinde tesbih taneleri gibi evrilip çevrilmektedir.

Şimdi bütün bunları söylerken insan iradesi nefyedilmiş mi oluyor? Hayır! Fakat şimdilik o hususa temas etmeyeceğiz; zira burada sadece kaderin meşîet-i ilâhiye ile alâkalı yönünü inceliyoruz. Meşîet-i ilâhiye hakkında bir başka âyet:

g. إِنْ يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ أَيُّهَا النَّاسُ وَيَأْتِ بِاٰخَر۪ينَۘ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى ذٰلِكَ قَد۪يرًا

“Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. Allah buna kadirdir.”29

73