İçeriğe geç

Emr-i dinî ve şer’îde ise, yine Cenâb-ı Hakk’ın emirleriyle karşı karşıyayızdır ama, onları yapıp yapmamada, zâti hiçbir varlığı olmayan iradeye, izafî bir yetki ve salâhiyet verilmiştir. Bu iki emri tam anladığımız zaman, Kur’ân-ı Kerim’de zâhir nazara göre birbirine zıt gibi görünen emirlerin mânâ ve muhtevasını da anlamış oluruz.

Âyât-ı tekvîniye dediğimiz kevnî kanunlarda Cenâb-ı Hakk’ın meşîet ve dilemesi nasıl taalluk ederse, eşya ve hâdiseler o şekil ve o istikamette varlık sahasına çıkarlar. Emr-i şer’îde ise, Cenâb-ı Hak, yapılmasını istediği ve yapılmasından hoşlandığı şeyleri emretmiştir. Her iki emirde de hem O’nun meşîeti hem de rızası ve hoşnutluğu söz konusudur.

Meleklerin ibadetleri, amelleri, Cenâb-ı Hakk’ın emir ve dilemesiyledir. Peygamberlerin yaptıkları da öyledir. Salih kulların salihât dediğimiz amelleri de aynı şekildedir. Ve bütün bunlardan Cenâb-ı Hak, hoşnuttur, razıdır.

Fakat öyle işler de vardır ki, temellerinde Cenâb-ı Hakk’ın meşîet ve dilemesi olmasına rağmen onlara rızası yoktur. Küfür, isyan ve günahın her çeşidi bu cümledendir.

وَلَا يَرْضٰى لِعِبَادِهِ الْكُفْرَۚ“Allah, kullarının küfre girmesine razı değildir.”54

إِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِد۪ينَ“Allah, fesat çıkaranları sevmez.”55

إِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِف۪ينَۙ“Allah, müsrifleri sevmez.”56

إِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَ“Allah, haddi aşanları sevmez.”57

إِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًاۙ “Allah, cimri ve kibirlileri sevmez.”58 gibi âyetler bu hususa işaret etmektedir.

Allah (celle celâluhu) fesadı yaratır. Yaratması meşîetinin taalluku ile olur. Fakat O’nun fesada rızası yoktur. Diğer bütün günah çeşitlerinde de durum aynıdır. Zannediyorum meseleye bu açıdan bakınca bazı âyetleri daha iyi anlayacağız. Meselâ, şu âyete bir de dediğimiz zaviyeden bakalım:

87