İçeriğe geç

وَأَوْفُوا بِعَهْدِ اللّٰهِ إِذَا عَاهَدْتُمْ وَلَا تَنْقُضُوا الْأَيْمَانَ بَعْدَ تَوْكِيدِهَا وَقَدْ جَعَلْتُمُ اللّٰهَ عَلَيْكُمْ كَفِيلًا إِنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا تَفْعَلُونَ “Sözleşme yaptığınızda Allah’ın huzurunda verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah’ı kefil ederek bağlandığınız yeminleri te’kid ettikten sonra bozmayın. Hiç şüphe yok ki, Allah yaptığınız her şeyi bilir.” (Nahl sûresi, 16/91)

gibi âyetlerde de anlatılmıştır.

Bunlar, Bakara Sûresi ile diğer sûreler arasındaki yukarıda ifade edilen uyumu gösteren misallerden sadece birkaçıdır. Bu uyumda, belâgat bakımından bir harikulâdelik vardır.

* * *

Şimdi de dillendirilmesi bizim dar idrâkimize emanet asıl konuya geçmek istiyoruz:

Bakara Sûresi, “hurûf-u mukattaa”dan birisi olan الٓمٓ (Elif, Lâm, Mîm) ile başlamaktadır. “Hurûf-u mukattaa”; Kur’ân-ı Kerim’de sûre başlarında bulunan, kesik kesik, ikisi üçü birleşik veya tek başına yazılı harflere verilen isimdir. Bakara Sûresi’nin ve diğer bazı sûrelerin başındaki bu tür harflerin mânâları –işarî tefsir ve esrar-ı hurûfla alâkalı te’viller mahfuz– ancak Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve O’nun vârisleri tarafından anlaşılabilen birer ilâhî şifre mahiyetindedir.

69