İçeriğe geç

الٓمٓ mukattaa harfleriyle هُدًى لِلْمُتَّقِينَ âyeti arasında da latif bir tenâsüp vardır. Şöyle ki, müttakiler için bir hidayet rehberi olan Kur’ân-ı Kerim, الٓمٓ sırlı şifresiyle muhataplarına meydan okuyarak, âdeta “Haydi, siz de kafanızı yorun, aynı harfleri kullanarak Kur’ân’ın bir mislini getirmeye çalışın, bakalım buna muvaffak olabilecek misiniz? Şu şanı yüce kitaba, Allah’tan (celle celâluhu) gelmiş olma mülâhazasıyla bakın; nazarlarınızı maddeye inhisar ettirip, aklı gözüne inmiş olanlar gibi bakmayın; onu lâhûtî hususiyetiyle ele alıp değerlendirin. Zira iradenizin hakkını verip onu iyice tetkik ettiğinizde, siz de o kitabın içinde şek ve şüphenin bulunmadığını ve onun ilâhî bir kelâm olduğunu anlayacaksınız.” dedikten sonra هُدًى لِلْمُتَّقِينَ ifadesiyle de onun, yukarıda arz edilen şekliyle teemmül, tefekkür ve tedebbürde bulunarak vikâye-i ilâhiyeye (ilâhî korunmaya) girip Allah’tan korkan müttakiler için tam bir hidayet kaynağı olduğu bildirilmektedir. Çünkü Kur’ân bütün insanlığa hidayet için inmekle beraber bu hidayetten istifade etmenin ilk şartı, Allah’tan gereği gibi korkma ve müttakilerden olmadır.

76