Bu harfler, maddeyi meydana getiren atomlar ve insanı oluşturan hücreler mesabesindedir. Yani buradaki asıl mucizelik şuradadır: Nasıl ki canlıyı meydana getiren elementler bilindiği ve elde mevcut olduğu hâlde yeni bir canlı yaratmaya Allah’tan başka kimsenin gücü yetmez; öyle de, Kur’ân-ı Kerim de, ت ب، ا، (elif, be, te) veya buradaki şekliyle الٓمٓ (Elif, Lâm, Mîm) gibi herkesin bildiği harflerden müteşekkil olduğu hâlde hiç kimse, O’nun misli “Mu’cizü’l-Beyan” bir kitap meydana getiremez. Zira Allah’ın (celle celâluhu) hilkati mu’ciz (herkesi âciz bırakan) olduğu gibi hitabet ve kitabeti de mu’cizdir. Yani “Kudret” ve “İrade”nin saha-yı taalluku olan kâinatta Cenab-ı Hakk’ın fermanı mu’ciz olduğu gibi, “Kelâm” sıfatından gelen beyan-ı sübhânisi de mu’cizdir. Allah Teâlâ, Bakara Sûresi’ni الٓمٓ gibi anahtar sayılan harflerle başlatarak âdeta insanlara “Haydi buyurun, siz de gerek hitap ve gerekse yazı dilinde kullandığınız bu harflerle bir kısım kelimeler ve o kelimelerden de cümleler yaparak, Kur’ân-ı Kerim’in misli bir kitap meydana getirin.” demek suretiyle onlara meydan okumaktadır.
وَإِنْ كُنْتُمْ فِي رَيْبٍ مِمَّا نَزَّلْنَا عَلٰى عَبْدِنَا فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِنْ مِثْلِه۪ وَادْعُوا شُهَدَۤاءَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَفَإِنْ لَمْ تَفْعَلُوا وَلَنْ تَفْعَلُوا فَاتَّقُوا النَّارَ الَّتِي وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ أُعِدَّتْ لِلْكَافِرِينَ “Eğer kulumuza indirdiğimiz Kur’ân’ın Allah’ın sözü olduğu hakkında şüpheniz varsa, haydi onun sûrelerinden birine benzer bir sûre meydana getirin ve bu konuda Allah’tan başka güvendiklerinizin hepsini de çağırın, iddianızda haklı iseniz. Bunu yapamazsanız –ki hiçbir zaman yapamayacaksınız– öyle ise çırası insanlarla taşlar olan ve kâfirler için hazırlanmış bulunan o ateşten sakının.” (Bakara sûresi, 2/23-24)