Bu sûre-i celîle الٓمٓ şifresiyle başlamakta ve bununla ileride anlatılacak olan yüce hakikatlere dikkat çekilmektedir. Burada insanın aklına, “Öyleyse, bu şifrenin ya Fâtiha Sûresi’nin başında bulunması ya da tertip bakımından Bakara Sûresi’nin Fâtiha’dan daha önce olması gerekirdi…” gibi bir düşünce gelebilir. Hâlbuki Allah (celle celâluhu), Fâtiha Sûresi’ni Kur’ân-ı Kerim’in en başına koyma vahyi ve işaretiyle bize bir kitapta, metot ve tertibin nasıl olması gerektiğini öğretmekte; bunun için de önce berâat-i istihlâl (bir esere, o eserin içinde gelecek mevzulara işaretler ihtiva eden edebî bir üslupla başlama) kabîlinden, Kur’ân-ı Kerim’de geçen hakikatlerin bir fezlekesini ve mücmel bir hulâsasını vermektedir ki, ondan sonra atıf yapılan meseleler, Bakara Sûre-i Celilesi’nde yeri geldikçe ayrıca tafsil edilecek ve Bakara’da tafsil edilen meseleler de birer birer daha sonraki sûrelerde daha detaylı bir şekilde ele alınacak demektir.