İçeriğe geç

Bu arada, böyle bir düşüncenin baş mimarı Karl Marks da, âlemi çok karışık bir kısım hipotezlerle tahlil etmeye çalışır. O, bütün tezlerin kendi zıtlarını içinde taşıdığı, bunların çatışmasıyla yeni sentezlerin oluşacağı; bu yeni sentezlerin de aynı süreci yaşayacağı (tez-antitez-sentez) mülâhazasıyla birlikte Hegel monizminin altını üstüne getirmekle doğruyu bulduğunu söyler.

Meselenin Kur’ân anlayışında değerlendirilişi ise tamamen farklıdır. Her ne kadar beşer tarihinde, sömüren ve sömürülen sınıfların mücadelesi olmuşsa da, bu, mücadele sebeplerinden sadece birisidir. Ve bunun yanında, Allah’ın yüce adını yükseltmek, yani i’lâ-yı kelimetullah uğruna yapılan dünya kadar cihad da söz konusudur.

Rica ederim; atına eyer, ayağına çarık bulamayan çöl çocuklarının, kısa bir zaman içinde cihad şuuruna ulaşmasını, değişik imparatorlukların karşısına dikilip, büyük bir çoğunlukla onları hep dize getirmelerini, atlarını denize sürüp okyanuslar ötesi ülkeleri fethetme himmetiyle dolup taşmalarını cihad ruhundan başka ne ile izah edebiliriz ve hele bütün bunlara nasıl sınıflar arası mücadele diyebiliriz?

Tarık b. Ziyad, yanındaki beş bin askerle, daha sonra kendi adının verildiği Cebel-i Tarık Boğazını geçip doksan bin kişilik düşman ordusuyla karşılaşınca leventlerine şöyle seslenmişti:

“Önünüzde deniz gibi bir düşman, arkanızda da düşman gibi bir deniz var. Ya şerefinizle düşmana saldırır ve erkekçesine ölür ya da kadın gibi kaçıp denizde boğulursunuz!..”

Aradan 5-6 saat geçmemişti ki, yine aynı Tarık, Toleytola’da hükümdarın sarayında, ayağının altındaki hazineler karşısında kendi kendine hitaben:

“Tarık! Sen dün bir köle idin, Allah seni hürriyete kavuşturdu. Bugün muzaffer bir kumandansın. Ama unutma, yarın toprağa gömülecek ve bütün yaptıklarından Allah’a hesap vereceksin!” diyebilmişti.

222