İçeriğe geç

Bu hususta, birbirimize çok dua etmeliyiz; “Allah vefa, sadâkat ve ihlâsla bu işe sonuna kadar omuz vermeye bizi muvaffak kılsın!” demeliyiz. Bu şekilde, dost ve arkadaşlara, umum Müslümanlara bizahri’l-gayb (gıyabında) dua etmek dine karşı çok ciddî bir vefa emaresidir. Ben günde en az beş vakit, uzağıyla yakınıyla, dostlarıma dua ediyor; onlar için Cenâb-ı Hak’tan ihlâs, samimiyet, vefa, mârifet ve yakîn istemeyi bir borç biliyorum.

Ferdî günahlar da bir ahit bozma ve Rabb’e karşı vefasızlıktır. Fakat fert günah işler, sonra tevbe ederse, Allah (celle celâluhu) onu affedebilir. Ama asıl sözünde durmama, dinin ruhuna vefasızlıktır. Hiçbir beklentiye girmeden Allah’ı başkalarına anlatma gayesine vefasızlıktır. Nesimî edasıyla,

Bir bîçare âşığım, ey yâr, senden dönmezem

Hançer ile yüreğimi yar senden dönmezem

Ger Zekeriyya tek beni baştan ayağa yarsalar,

Başıma erre koy neccâr senden dönmezem.

Ger beni yandırsalar,

Külüm oddan kavursalar,

Toprağımı savursalar,

Settâr, senden dönmezem…

duygusuna ihanettir.

Erzurumlu Sümmânî’nin bir sözünü çok tekrar etmişimdir; Azerî ağzıyla şöyle der:

Ezelden hudbînim elifi bâya

Hak kulun emeğin vermesin zâya

Bir can borçluydum Bâr-Hüdâ’ya

Vermek için can kurbana geliftim.

İşte insan, “Cenâb-ı Hakk’a bir can borcum var.” demeli, O’ndan gelen her şeyi memnuniyetle karşılamalı ve o borcu ödeyeceği âna kadar sadık bir kul ve köle olarak yaşamalıdır. Adanmış ruh, daima emre âmâde ve elleri göğsünde durarak ondan çıkacak fermanı beklemeli; nereye yürü dendiyse, arkaya bakmadan oraya gitmelidir.

124