İçeriğe geç

Hıristiyanlar’ın bir kısmı, Hz. Mesih’in temel öğretilerindeki muvazeneye riayet edememiş, özel donanımlı Allah’ın kulu ve resûlü olan o yüce insana ‘Allah’ nazarıyla bakmışlardı. Tarih tekerrür ediyordu; kendilerinden evvel Yahudiler Hz. Üzeyir’e (aleyhisselâm), başkaları Zerdüşt’e ve daha başkaları başka şahıslara Allah demiş ve o nazarla bakmışlardı. Bu kabîl yanlış telakkiler birer problem olduğu gibi, bunlara karşı gösterilen tepkiler de zamanla birer probleme dönüşmüştü.

Batıdaki ilim hayatı ve düşünce sistemi ile toplumun fakir ve zengin yapısı buna bir reaksiyonun ifadesiydi. Bu itibarla da, beşerin başına açılan birçok gailenin temelinde, onların işte bu bozuk anlayışları yatıyordu denebilir.

Meselenin bize bakan yönüne gelince; bizim gözümüzü kamaştıran Sanayi İnkılabı15 gibi bazı değişimlerin o sûrî parlaklığı ve göz kamaştırıcılığı, zavallı ve zavallı olduğu kadar da muhâkemesiz, gözü bağlı, kulağı tıkalı, ebkem ve kalbsiz entelijansiyamız tarafından nadide bir cevher gibi bîçâre insanımıza hem de bütün bir geçmişimiz ve kültürümüz görmezlikten gelinerek dayattırıldı ve zorla kabul ettirildi.

Batıda bir kısım üstûrelere reaksiyon gösterilmesi normaldi; zira orada fakirler eziliyor, iktidarsızların hukukları çiğneniyor ve bunu da kendi ifadeleri ile “Tanrı istedi.” diyorlardı.

48