İçeriğe geç

İşte biz O’nu bu kadar severiz; sever ve her nefeste O’nun uğruna bin defa ölmeyi cana minnet biliriz. Bununla beraber O’nu kat’iyen ilâh gibi görmeyiz. “O da bizim gibi bir beşerdi.” der saygı ve tazimatımızı O’nun vesileliğine bağlarız. O, resûllerin en eşrefi ve Rahmetenlilâlemîndi29 ve O’nun bizim içimizden çıkması insanlık için bir şeref vesilesi olmuştu.

12. Kur’ân’ın İnsan Anlayışı

Kur’ân beşerîlikten çok muallâ, mukaddes ve münezzehtir ama, takdim ettiği hayat sistemi, beşerî, fıtrî ve tabiîdir ve müntesiplerini asla tabiatla savaştırmamıştır; camimiz cami, yatak odamız yatak odasıdır.

Bizim evlâd u iyâlimiz arasında değişik bir vaziyetimiz; ‘Allahu Ekber’ deyip, Rabbimiz’in karşısında kemerbeste-i ubûdiyet içinde namaza durduğumuz zaman da ayrı bir tavrımız vardır. Ahvâl-i âdiyemiz kulluğumuzla iç içe ve muzahemesizdir.

Nabızlarımız, dinimiz, diyanetimiz için attığı aynı anda, onlarda aile ve milletimizin sesini de duyarız. İşte bu yol Kur’ân yoludur ve bu yol Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile açılan o büyük şehrahtır.

Efendimiz bir ömür boyu hep bu düşünceyi işlemiş; ümmetini ifrat ve tefritten korumuştur ki, bu husus O’nun en hassas olduğu meselelerden biridir. Bazen O, zâhiren takva gibi görülen davranışlara dahi müdahale etmiş ve insanları istikamette tutmaya çalışmıştır.

Şerefli sahabi Abdullah b. Amr b. Âs, bütün seneyi oruçlu geçiriyordu. Allah Resûlü bunu duyunca hemen onu karşısına aldı ve sordu:

– Bütün seneyi oruçlu geçiren sen misin?

– Evet yâ Resûlallah!

– Hayır, öyle yapma! Sadece pazartesi ve perşembegünleri oruç tut.

– Ey Allah’ın Resûlü! Ben daha fazlasına güç yetirebilirim.

68