İçeriğe geç

âyetleriydi.67 Kulaklarımla duydum; yerin üstünden gelen bir ses değildi bu.” demektedir.68 O, kabre konurken, toprak ayağa kalkıyor, toprağın altındakiler ayağa kalkıyor ve ruhanîler de yere iniyordu.

c. Abdullah İbn Ömer

Aslında hiç öyle olmamasına rağmen, müsteşriklere göre Ka’bü’l-Ahbâr’ın bir diğer talebesi de, Abdullah İbn Ömer’dir.

Hz. Ömer’in, Abdurrahman, Abdurrahmanü’l-Evsat, Abdurrahmanü’l-Asgar, Abdullah, Zeydü’l-Ekber, Zeydü’l-Asgar, Ubeydullah, Âsım ve Iyâz adlarında dokuz erkek çocuğu vardır. Ama, bunlardan yalnızca Abdullah İbn Ömer’e: “İbn Ömer”, yani “Tam Ömer’in oğlu..” denildi. Zira, Ömer’in oğlu denilince akla ilk gelen insan odur.

Ashab-ı kiramı belli ölçülere vurmak bize düşmez ama, İbn Ömer’in zühdü, takvası, ibadet ü taatı, inceliği ve sünnete ittibaı ile babasından üstün olduğu yanları bile vardı. Sünnete ittibada o, bir başka derinlik arz ederdi. O kadar ki, mevlâsı ve büyük İmam Malik b. Enes’in hocası (Bu üçlü, İbn Ömer, Nâfi ve İmam Malik, hadiste isnadın altın zincirlerinden birini teşkil eder.) Nâfi’nin nakline göre, bir gün birlikte Arafat’tan inerlerken İbn Ömer, bir yerde bir çukura iner ve tekrar yukarıya çıkar. Nâfi “Ey İmam, ne yaptın orada?” diye sorunca, şu cevabı verir: “Ben, Arafat’tan inerken Resûlullah’ın arkasındaydım. Burada inip, def-i hacette bulundular. Benim öyle bir ihtiyacım yoktu ama, O’na muhalefette bulunmak istemedim.”69

Allah Resûlü, suyu üç yudumda içmiş,70 bu noktada onun dört yudumda su içtiği görülmemiştir. Bu ölçüde bağlıydı sünnete. Bu öyle bir bağlılıktı ki; gösterdiği bu denli hassasiyet, o devirde bile biraz fazla bulunurdu. Rica ederim, böyle bir insanın sünnet adına, Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) karşı hilâf-ı vâkî beyanda bulunması mümkün müdür?

491