-Zaten beni tabip hastalandırdı. Hastalandıran tabip olduğuna göre, göndereceğin tabibin yapacağı bir şey yoktur.”85 Ve, İbn Mesud (radıyallâhu anh) vefat etti. Allah Resûlü’yle (sallallâhu aleyhi ve sellem) 23 yıl beraber olan bu sahabi 800 kadar hadis rivayet etti diye, kendisine -hâşâ- ta’nda bulunmanın ne mânâya geleceğine varın siz karar verin.!
Haklarında kısa kısa malumat vermeye çalıştığımız bu dört büyük sahabiden başka Hz. Âişe-i Sıddîka, Ebû Said el-Hudrî, Câbir İbn Abdillah ve Enes b. Mâlik de çok rivayette bulunan sahabilerdendir. Artık daha fazla tafsilata girmeden, bu dört sahabiden de birer cümle ile bahsedip, tâbiîn-i izâma geçmek istiyorum.
e. Hz. Âişe-i Sıddîka (radıyallâhu anhâ)
Gözünü hane-i saadette açtı. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Medine’ye hicret buyurur buyurmaz, bu haneye girdi ve on yılını Efendimiz’le geçirdi. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), çok gecelerinde onun yanında kaldığından, bu derin zekâ, firaset ve fetanet sahibi kadın, aile hayatına ait hemen bütün hususiyetleri Resûlullah’tan öğrendi ve bunları kadınlık âlemine taşımakta hiç kusur etmedi. Kadınlık âlemi, bütün ezvâc-ı tâhirâta çok şey borçludur; hususiyle de: “Dininizin yarısını şu Hümeyrâ’dan alın.” senetzede hadisiyle anlatılan86 Hz. Âişe Validemiz’e borçludur. Zeki, içtihada açık ve duyduğu her şeyi sorup tahkik eden bu müstesna validemizin çok hadis rivayet etmesinde istib’ad ve istiğrap edilecek hiçbir şey yoktur.
Onunla alâkalı denebilecek her şeyi muhakkikîn-i izâm yazıp, çizip anlattıklarından onlara havale edip geçiyorum.
f. Ebû Said el-Hudrî (Sa’d İbn Mâlik)