İçeriğe geç

İbn Hallikan, Vefeyâtü’l-a’yân’da İmam Şa’bî’den şöyle bir vak’a nakleder: “Bir gün gençliklerinde Abdullah İbn Zübeyr, kardeşi Mus’ab İbn Zübeyr, Abdülmelik b. Mervan ve Abdullah İbn Ömer, Kâbe’nin karşısında oturuyorlardı. Her birimiz, şurada Kâbe’nin karşısında birer dua edelim; Allah’ın rahmetinden umulur ki, hepsini kabul buyurur.” dediler. Abdullah İbn Zübeyr: “Yâ Rabbi, azametin hürmetine, izz ü celâlin hürmetine, beni Hicaz’da melik kılmanı Sen’den diliyorum.” diye dua etti. Mevsimi gelince, İbn Zübeyr Mekke’de muvakkaten melik oldu; orada Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) âsârını bihakkın temsil etti. İslâm uğruna cansiperâne mücahedede bulundu ve nihayet Haccac-ı Zâlim tarafından şehit edilerek, mübarek cesedi de annesi Hz. Ebû Bekir’in kızı, Zâtü’n-Nitâkeyn Hz. Esmâ’nın gözleri önünde günlerce asılı bırakıldı. Bu kahraman kadın, Haccac’a: “Siz onun dünyasını berbad ettiniz; o da sizin ahiretinizi berbad etti!..” deyip Haccac’ı su-i âkıbetine karşı uyarmıştı.

Mus’ab b. Zübeyr: “Allahım, izz ü celâlin hürmetine, azametin hürmetine, arşın, kürsün hürmetine Irak’ta emirlik istiyorum.” demişti. Allah onun da duasını kabul buyurmuş… Mevsimi gelince, o da muvakkaten Irak’ın kaderine hâkim olmuştu. Abdülmelik b. Mervan: “Allahım, beni bütün Müslümanların başına emir kılmanı ve karşı çıkanların kelleleri pahasına da olsa, İslâm Birliğini temin etmeni istiyorum.” duasında bulunmuştu. Abdülmelik’in duasının da aynen kabul buyurulduğunu zaman gösterdi. En son Abdullah İbn Ömer dua etmiş ve şöyle demişti: “Allahım, Senden Cennet’i bana vâcip kılmadan ruhumu kabzetmemeni istiyorum.”74

493