İçeriğe geç

Hem Allah’ın rahmetinden ümid ediyor hem de araştırmacıların, ilgilendikleri ilim dallarında derinleşmeleri neticesinde ümit besliyor ve umuyoruz ki –inşâallahu teâlâ– ilerde pek çok ilim dalı, Kur’an-ı Kerim’in bahsettiği hakikatlerle omuz omuza gelecektir. Çünkü bunlar, kaynakları itibariyle zaten ayrı değildirler. Zira kâinat, Allah’ın kâinatıdır; kul, Allah’ın kuludur; kelâm, Allah’ın kelâmıdır. Allah, kendi kelâmında kâinatı, insanı ve bu ikisi arasındaki münasebetleri anlatıyor; o zaman niye ayrı olsunlar ki!

İslâmiyet’in, bütün itibariyle makul ve mantıklı olan prensiplerine karşı ortaya atılan bir kısım şüphe ve istifhamların gerçekte vârid olmaması gerekirdi. Ancak insanların ilim, tefekkür ve kalbî hayatlarındaki birtakım eksiklikler, bir kısım istifhamların meydana gelmesine sebebiyet vermiştir.

Ben kendimi, devrin ilim ve kültürünün ulaştığı nihai noktaya ulaşmış biri olarak görmüyorum. Bu sebeple, arz edeceğim şeylerde birtakım eksik ve gediklerin olması muhtemeldir. Bununla beraber elimden geldiği kadarıyla bana tevcih edilen sorulara cevap vermeye çalışacağım.

***

İnsan, ebed (sonsuzluk) yolunda ilerlerken onun için en gerekli şey; dinin, pratik hayata bakan kısmını, en ufak bir şüpheye mahal bırakmadan ve şüphe oluşturabilecek en küçük delikleri dahi tıkamak suretiyle bu yolda dinini sapasağlam muhafaza etmesidir. Resûl-i Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselâm) Hazreti Ebû Zerr’e tavsiye mahiyetinde söylediği bir sözü vardır. Buyururlar ki:

جَدِّدِ السَّفِينَةَ فَإِنَّ الْبَحْرَ عَمِيقٌ “Gemini yenile çünkü deniz derindir.”2

10