İçeriğe geç

Ancak, buna rağmen, benim sözlerimden siyasete dair mânâlar çıkaranlar, hemen söyleyeyim, yanlış mânâlandırmaya gitmiş olacaklardır. Ben, asla ve kat’a siyasete dair hiçbir söz söylememeye çalışacağım. Hayatımda da hep öyle yaptım. Ama ne garip tecellîdir ki, bazıları farklı değerlendirdi. Ben, -yeminle teminat verebilirim ki- hiçbir zaman, birilerini destekler veya birilerini yerer mahiyette herhangi bir söz sarf etmedim. Sadece küfrü-küfranı yerdim, Allah’a imanı ve Allah sevgisini desteklemeye çalıştım.

***

İslâm’ın her meselesi makul ve mantıklıdır. Ama akıl, tek başına meselelerin altından kalkamaz. Akıl; sair duygularımızın, fikrî ve ilmî hayatımızın bir araya getirip önüne koyduğu şeyleri değerlendirir. Bazen de devrin kültürünün tesiri altında kaldığından veya başka bir kısım esbaptan dolayı yanlış neticelere varabilir. Akıl, ancak önüne konulan meseleleri eğer çok iyi değerlendirebildiği takdirde doğru neticelere ulaşır.

İnsanlar, fikirlerini, ilimlerini bir araya getirip aklın rehberliği altında bir kısım meselelerde nihaî neticelere vararak, değişmez kurallar hâlinde ortaya koyarlarsa, işte o zaman, ilmin ulaştığı nokta ile Kur’an-ı Kerim’in söylediklerinin mutabakat arz ettiği görülür. Bu sebeple, ilmin ortaya koydukları ile Kur’an-ı Kerim’in söyledikleri arasında zâhiren bir uyum görülmediği zaman, buradaki eksikliği Kur’an-ı Kerim’de değil de aklın, ulaşması gereken noktaya henüz ulaşamamış olmasında aramak gerekir.

9