İçeriğe geç

İçtimaî, ailevî, ferdî, itikadî veya amelî bir mesele karşımıza çıkınca onu evvela Kur’an’da ve sünnette araştırırız. Eğer bunlarda herhangi bir izaha rastlayamazsak işte o zaman kıyasa müracaat eder içtihatta bulunuruz. Ama yapılacak bu işler, karşımıza bir mesele çıktıktan sonra olacak şeylerdir.

Dinî mevzularda durduk yere mesele ihdas edilmez. Böyle yapan biri varsa o kişi vesveseye mağlup olmuş, şeytanın oyuncağı haline gelmiş demektir. Biz burada kötü niyetli kimseler tarafından ortaya atılmış veya toplum hayatının meydana çıkardığı meseleler üzerinde durmaya ve onlara cevap vermeye çalışacağız. Evet, kat’iyen soru üretmeye kalkmayalım. Kötü niyetli kimseler eğer bir şüphe ortaya atmışlarsa onları getirin beraber müzakere edelim. Hayat-ı içtimaiye, karşımıza bir istifham çıkarmışsa onun cevabını arayalım. Ama oturup da bir kısım vesveselerle yeni yeni meseleler ortaya çıkarmayalım.

***

İnsan, fikrî hayatına ait meseleler üzerinde durup o meseleleri ihtiva eden kitaplara daldığı nispette fikren derinleşir; kalbî hayatıyla alâkalı meseleler üzerinde durup bunlara daldığı zaman kalbî hayat açısından, ilmî hayatı üzerinde ısrarla durduğu, yeni yeni terkiplere vardığı nispette ise ilim bakımından derinleşir. Bütün bunların ötesinde, maksadı sadece Cenâb-ı Hakk’ı hoşnut etmek olan ve bu konu üzerinde ısrarla duran bir insan da Allah’la (celle celâluhu) münasebetinde zirveleşir. Belki bu insan, ilmî ve fikrî konularda derinleşenlere nispeten sönük gözükebilir. Fakat netice itibariyle diğerlerinin elde edebileceği her şeyi o da elde eder. Belki Cenâb-ı Hak, lütfedeceği ‘keramet-i ilahiye’ ile az bir çalışma ve az bir malumatı olsa bile onun birlerini bin yapar. Bir defa okur ama ondan binlerce neticeye ve terkibe varabilir, Allah’ın tevfik ve inayetiyle.

23