İçeriğe geç

Biz Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat, Ehl-i İtizâl’e karşı diyoruz ki: Abd, kesb denilen masdardan neş’et etmiş hâsıl-ı bilmasdar olan esere hâlık değildir. Abdin elinde ancak ve ancak kesb vardır. Zira Allah’tan başka müessir-i hakiki yoktur. Zaten tevhid de öyle olmasını ister.

Sonra Ehl-i Cebr’e dönerek deriz ki: Abd, bir ağaç gibi bütün bütün ızdırar ve cebr altında değildir. Elinde küçük de olsa bir ihtiyar vardır. Çünki Cenab-ı Hak hakîmdir; cebr gibi zulümleri intâc eden şeylerden münezzehtir.”[10]

[1] Bkz.: Bediüzzaman, Mektubat s.416 (Yirmi Sekizinci Mektup, Yedinci Mesele, Dördüncü Sebep).[2] Bkz.: Bediüzzaman, Sözler s.341 (Yirmi Üçüncü Söz, İkinci Mebhas).[3] Bkz.: Bediüzzaman, İşârâtü’l-İ’câz s.64.[4] et-Teftâzânî, Şerhu’t-Teftâzânî s.69.[5] Bediüzzaman, Mesnevi-i Nuriye s.222 (Şûle)[6] Bkz.: Ahzâb sûresi, 33/45; Fetih sûresi, 48/8; Müzzemmil sûresi, 73/15.[7] Müslim, hac 147; Ebû Dâvûd, menâsik 56; İbn Mâce, menâsik 84.[8] Tirmizî, tefsîru sûre (83) 1; İbn Mâce, zühd 29.[9] Bediüzzaman, Lem’alar s.9 (İkinci Lem’a, Birinci Nükte).[10] Bediüzzaman, İşârâtü’l-İ’câz s.72-73 (Bakara sûresi 7. Âyet, Mukaddime).

205