Evet küfür, kavlî, fiilî ve kalbî bir tekziptir ve şer’î mânâda “inanmamak” demektir. İnanmayana, inkârcı olana “kâfir” denir. Haramı helâl, helâli haram sayan, dinin herhangi bir esasını inkâr eden kâfir olacağı gibi kalbinde bir tekzip/yalanlama ve inkâr hissi taşıyan kimse de kâfir olur. Bunun gibi, İslâm’ın ister usûl, ister fürûuna dair herhangi bir rüknünü kaldırmaya çalışan, ona karşı çıkma azminde bulunan kimse fiiliyle, bu konuda söz söyleyen, düşünce üreten de söz ve düşüncesiyle kâfir olur. Mesela dinin rükünlerinden olan bir hükmü kaldırmaya yeltenmek, bunu kaldırıp yerine başka şeyler koymaya çalışmak, Allah’ın (celle celâluhu) ahkamını gelip geçici saymak, şeâirden olan Ezân-ı Muhammedî’yi kaldırmak küfür olduğu gibi, hiçbir mücbir sebep olmadan haç, zünnâr takmak.. gibi başkalarına has kılık ve kıyafeti keyfi tercih etmek de o kişinin Müslümanlar tarafından kâfir sayılmasına sebep olabilir. Ancak burada, istisnâî bir durum vardır ki, o da şayet şeâirden herhangi birini îfâ ediyorsa o kişi hakkında ihtiyaten küfür hükmünü vermemenin daha uygun olduğudur. Mesela namaz, oruç, hac... gibi ibadetlerini îfâ eden bir kişi hakkında “kâfir” hükmüne varmamak gerekir.