Bunlar gibi, haşr u neşre dair âyetlerde de fevkalâde bir câmiiyet müşahede edilir. Ezcümle: فَانْظُرْ إِلٰى اٰثَارِ رَحْمَةِ اللّٰهِ كَيْفَ يُحْيِي الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَۤ “İşte bak, Allah’ın rahmetinin eserlerine! Ölmüş toprağa nasıl hayat veriyor! İşte bunları yapan kim ise, ölüleri de O diriltecektir. O, her şeye hakkıyla kadirdir.” (Rûm sûresi, 30/50) veyahut قُلْ سِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَأَ الْخَلْقَ ثُمَّ اللّٰهُ يُنْشِئُ النَّشْأَةَ الْاٰخِرَةَ إِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ “De ki: Dünyayı gezin dolaşın da, Allah’ın ilk hilkati nasıl gerçekleştirdiğini anlamaya çalışın! Sonra tekrar yaratacak olan, yani ölmüş bedenleri yeniden hayata mazhar edecek olan da yine Allah’tır. Allah elbette her şeye kadirdir.” (Ankebût sûresi, 29/20) أَوَلَيْسَ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِقَادِرٍ عَلٰۤى أَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُمْ “Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya olmaz mı kadir! Elbette kadir! Hallâk O’dur, Alîm O’dur! (Her şeyi yaratan, her şeyi bilen O’dur).” (Yâsîn sûresi, 36/81)
Bu ve benzeri âyetler haşri ispatta öyle bir metanet ve rasanet gösterir ki dahası olamaz. Keza ifhamda (muhatabı ilzam etme, sesini kesme) örnek olarak üzerinde durduğumuz âyet-i kerime verilebilir: وَإِنْ كُنْتُمْ فِي رَيْبٍ مِمَّا نَزَّلْنَا عَلٰى عَبْدِنَا فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِنْ مِثْلِه وَادْعُوا شُهَدَۤاءَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ “Eğer kulumuza indirdiğimiz Kur’ân’ın Allah’ın sözü olduğu hakkında şüpheniz varsa, haydi onun sûrelerinden birine benzer bir sûre meydana getirin ve Allah’tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın, iddianızda haklı iseniz!” Evet, bu âyet-i kerime, muarızların sesini soluğunu keser mahiyette bir metanet göstermektedir. Teferruatlı bilgi için işaret edilen kaynaklara bakılabilir