İçeriğe geç

النَّار Mahiyeti sizce tam belli değil, bir yönüyle durumu sonradan belli olacak.. yakıtı, insanlar ve taşlar olan bir ateş ki, şimdiden keyfiyetini kestirmek mümkün değil. İşte o ateşten sakının.

الَّتِي ism-i mevsûl; sılası, bir cezâlet-i beyaniye ile o ateşi ifade ediyor. Bilindiği üzere ism-i mevsûlün kendisinde bir meçhuliyet vardır, onun bir şey ifade etmesi sılasıyla olur. Evet, الَّتِي kelimesinin müfâdı, sonrasını duyacağımız âna kadar meçhuldür. Sıla zikredilince, yakıtı insanlar ve taşlar olan bir ateş olduğu bilinecek ve mesele idrâk edilecektir. الَّتِي وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ “Bir ateş ki, yakıtı insanlar ve taşlardan ibaret.” Yakıtının insanlar ve taşlar olması, –daha önce de değinilmişti– terhib ve tehvîl açısından, yani işin dehşetini göstermesi bakımından çok müessir; gönüllere ürperti salıyor.

أُعِدَّتْ لِلْكَافِرِينَ “Kâfirler için hazırlanmıştır.” fezlekesiyle, Cehennem’e girmeye vesile vasıf zikredilerek mevzu noktalanıyor. Başka bir ifade şekliyle, Cehennem’in i’dâd edilmesi, Cehennem’i gerektiren vasfa bağlanmıştır ki, o da küfürdür. Bu, Kur’ân-ı Kerim’e ait bir cezâlet-i beyaniyedir ki, birinin müstehak olduğu durumu anlatırken aynı zamanda hangi sebeple ona müstehak olduğuna da dikkatleri çeker. Burada “Şu insanlar Cehennem’e gider.” denseydi yeniden bir beyan lazım gelirdi. Çünkü o zaman, “Acaba hangi sebeple Cehennem’e gidiyorlar?” sorusu akla gelirdi. Bu açıdan لِلْكَافِرِينَ denilerek, yeni bir sual tevcihine meydan bırakmayıp, küfürleri sebebiyle Cehennem’e gidecekleri ifade edilmiş oluyor.

499