İçeriğe geç

Bugün için, gerek eğitim gerekse daha geniş ifadesiyle kültürel alanda, başkalarının ağına düşmekle karşı karşıya olan nice değerli insan vardır. Şayet günümüz Müslümanları, benzer imkânlarla, onların ellerinden tutamazlarsa, elbette bunların kalbi, bizim dünyamız tarafından değil, imkânlarını seferber eden başkaları tarafından telif edilir. Neticede bunlar, bizim içimizdeki yabancılar olurlar da hep başkalarının ses ve soluğunu mırıldanırlar.

Bugünkü içtimaî yapının gereği budur. Zira cemiyette inanan-inanmayan, âbid-facir iç içe yaşamaktadır. Artık dünya küçülmüş, âdeta devletlerin yerinde, insanlık çapında cemaatler teşekkül etmiştir. Her türlü inanç ve ideolojiye mensup insanlar her yerde rahatlıkla dolaşabilmekte ve kendi duygu-düşüncesini dillendirebilmektedir. Öyleyse Muhammedî düşünceyi muhtaç gönüllere ulaştırma, insanların kalbini ona açma yolunda “te’lif-i kulûb” konusu tekrar gündeme getirilmelidir.

Böyle bir düşünce, aynı zamanda Hazreti Ebû Bekir’i de, Hazreti Ömer’i de, o gün buna evet diyen sahabeyi de, Kur’ân’ı da doğru tanıma ve doğru anlamanın ifadesidir. Yani bu zümre için yeniden zekâttan pay ayırma, kesinlikle sahabeyi tahfif ve onlara muhalefet anlamı taşımaz. Meseleyi kendi yerinde ele alıp olması gereken konumda değerlendirmek gereklidir ki yanlış anlamalara kayılmasın.

5. Köleler

Kendilerine zekâttan hisse verilecek sekiz sınıftan birisi de kölelerdir. Temel prensip itibarıyla İslâm, kölelik düşüncesinin karşısındadır. O, insanların Allah’a kul olmakla diğer bütün kayıtlardan kurtulmasını hedeflemiştir. Ortaya koyduğu prensiplerle de hep hürriyete giden yolları göstermiş, kölelik düşüncesine karşı âdeta bayrak açmıştır. Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) beyanlarına göre kölelere, “yenilenden yedirilecek, giyilenden giydirilecek, güçlerinin üstündeki işlerde çalıştırılmayacak ve onlara insanca muamele edilecektir.”368

259