Kur’ân’ın ifadelerine göre kendilerine zekâttan hisse verilecek olan son sınıf, zengin olsalar bile, yolculuk hâlinde imkânları zayıflayarak zor durumda kalan kimselerdir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir hadislerinde, kendilerine zekâttan hisse verilebilecek zenginleri sayarken yolcuyu da saymıştır.379 Demek ki insan, normal şartlarda zekât verecek durumda olsa bile, yolculuk hâlinde ve ihtiyaç hissettiğinde zekâttan hisse alabilmektedir.
B. Zekât Verilemeyecek Sınıflar
Zekât, hem onu vermesi gereken kimseler hem de almaya hak kazananlar itibarıyla hükümleri naslarla tespit edilen malî bir ibadettir. Âyetin ifadesiyle zikredilen sekiz sınıf ve vasıfları itibarıyla aynı özellikleri haiz kuruluşlar, kendilerine zekât verilmesi gereken müesseseler olarak tespit edilirken aynı zamanda zekâttan pay alamayacak kimseler de yine naslarla belirlenmektedir.
Kendilerine zekât verilemeyecek olan sınıfları ana başlıklar hâlinde ifade etmemiz gerekirse bunlar; zenginler, çalışma gücü olan kimseler, gayrimüslimler, yakın akrabalar ve Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) akrabaları olarak sayılabilir. Şimdi bunları kısaca ele alalım.
1. Zenginler
Kendilerine zekât verilmesi gerekli olan fakir ve miskinlerin durumu izah edilirken de bahsedildiği gibi, zenginlerin zekât almaları bir yana, onlar zekât vermekle yükümlüdürler. Hazreti Muaz’ı Yemen’e gönderen Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), ona şöyle demiştir: “Oranın fakirlerine verilmek üzere onların zenginlerinden zekât al.”380
Zenginlere zekât verilmesi, onun farz oluşundaki hedeflere ters düşmektedir. Zira zekâtın gayesi, maddeye ihtiyacı olanların ihtiyaçlarını gidermektir. Onun zenginlere verilmesi, başka bir münasebetle zikredilen ve malı, “zenginler arasında dolaşan bir meta”381 haline getirmekten meneden âyetin gereğine de zıttır.