İçeriğe geç

Gücü olduğu hâlde kendisinden zekât malı isteyen iki kişiye Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Şunu belirteyim ki zekâtta sizin hakkınız yoktur. Ama yine de isterseniz size vereyim.”387 demiş, çalışmasına engel herhangi bir özrü bulunmayan kimselere zekâttan pay verilmesinin uygun olmadığını anlatmak istemiştir. Bu hadisten hareketle bir kısım fukaha, çalışma gücü olanların zekâttan pay almalarının haram olduğunu ifade etmiştir.

Bazı fakihler, bu tür kimselerin gerçek hâllerine muttali olunamayacağını belirterek zahirdeki görünümlerine göre onlara zekât verilmesine müsamaha ile baksalar da; bazıları da birden çok kişinin kanaatine göre çalışıp kazanabilecekken bunu yapmadığına hükmedilen, hazır yemeye alışmış kimselere zekât verilmesini doğru bulmamışlardır. Dolayısıyla bu tür insanlara verilecek zekât ile birkaç defa onların elinden tutulsa ve onlara iş yapma imkânları verilerek kendi ayakları üzerinde durmaları temin edilmeye çalışılsa da; önünde çalışma ve kazanma imkânı olduğu hâlde bunu değerlendirmeyen insanlara zekât vermeye devam edilmemelidir. Yani gerçek mânâda iş bulamayan, üretim yapmaya gayret ettiği hâlde kazanamayanlarla, önünde imkânlar olsa bile bunları kullanmakta tembellik edenler birbirlerinden ayrılmalıdır.

3. Gayrimüslimler

272