İçeriğe geç

İşte İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve işte dört yüz arkadaşıyla birlikte Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh)! Resûlullah bu hâldeyken onların debdebe ve ihtişam içinde yaşamaları söz konusu olamazdı ve olmadı. Zira bir kere “İnandım” demek, onları öyle bilemişti ki, hep Din-i Mübin-i İslâm için hizmet imkân ve fırsatlarını kollar olmuşlardı. Başkaları gibi cihada gitmek istiyorlardı fakat ne elde avuçta bir şeyleri vardı ne de binecekleri atın üzerine koyabilecekleri bir eyere sahiplerdi. İçinde sularını taşıyacakları bir mataraya bile sahip olamadıkları gibi, atlarının terkisine koyacakları bir somun ekmekleri de yoktu. Resûlullah’a (sallallâhu aleyhi ve sellem) geliyorlar ve “Bir imkân ya Resûlallah!” diyorlardı. Efendimiz de elinde varsa veriyor, yoksa verememenin, bir mü’minin ihtiyacını giderememenin ızdırabını yaşıyordu.

Kur’ân, Tebük seferiyle ilgili seferberlik zamanında yaşananları şu şekilde anlatmaktadır:

وَلَا عَلَى الَّذِينَ إِذَا مَا أَتَوْكَ لِتَحْمِلَهُمْ قُلْتَ لَا أَجِدُ مَا أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ تَوَلَّوْا وَأَعْيُنُهُمْ تَفِيضُ مِنَ الدَّمْعِ حَزَنًا أَلَّا يَجِدُوا مَا يُنْفِقُونَ

“Kendilerine binek sağlaman için sana geldiklerinde, ‘Sizi bindirecek bir bineğim yok.’ dediğinde, Allah yolundaki ihtiyaçlarına harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözyaşlarını ceyhun ederek dönen kimselere bir sorumluluk yoktur.”377

İşte zekât verilecek yerlerden biri de, Allah yolunda mücahedeye gidecek imkânları olmayan mücahitler zümresidir. Öyleyse “İştirak edemedik.” diye dönüp bir kenarda hazin hazin beklerken içi kan ağlayan bu kimselere de zekâtlarınızdan pay verecek ve servetinizin önündeki duvarları bu istikamette yıkmak suretiyle, ömürlerini fî sebilillah’a adamış bu fedakâr ruhların şahlanmalarına fırsat ve imkân vereceksiniz. Böylelikle, Allah yolunda cehd ü gayret edenlerin imdadına koşmak suretiyle siz de fî sebilillâh hizmet etmiş olacaksınız.

268