Bugün artık dünyada kölelik neredeyse kalmamıştır. Onun için de müellefe-i kulûb örneğinde olduğu gibi bu fona gerek kalmamıştır. Ama yarın bir gün –Allah korusun– kölelik tekrar gelecek olsa, İslâm’ın o meseleyi çözme veya en azından hafifletme için koyduğu hükümleri hazırdır.
Biraz da mesele, günümüzde alan değiştirmiş gibidir. Artık insanlar, bedenleriyle değil de duygu, düşünce ve beyinleriyle böyle bir esaret hayatı yaşamaktadırlar. Kalb ve beyinlerine başkaları tarafından atılan kayıtları çözme ve onları yeniden Allah’a kul olmaya yönlendirme istikametinde bu insanlara da zekâttan fon ayrılması, bazı modern yorumcular tarafından bugün dillendirilen meselelerdendir. Bu suretle onları da kula kul olmaktan kurtarıp hürriyet atmosferine sokma bahis mevzuu olabilecektir.
6. Borçlular
Nassın tespit ettiği, zekât verilecek zümrelerden bir diğeri de borçlulardır. Bilindiği üzere borçlu, normal şartlarda zengin olsa bile, yaşadığı bir inkıta ile durumu bozulan ve yardıma muhtaç duruma gelen kimsedir.
Aslında bir yönüyle borçlu, fakir ve miskin gibidir. Farklı olan yanı, içinde bulunduğu durumun kalıcı değil, ârizî bir mahiyet arz etmesidir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), لَا تَحِلُّ الصَّدَقَةُ لِغَنِيٍّ إِلَّا لِخَمْسَةٍ لِغَازٍ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ أَوْ لِعَامِلٍ عَلَيْهَا أَوْ لِغَارِمٍ أَوْ لِرَجُلٍ اشْتَرَاهَا بِمَالِهِ أَوْ لِرَجُلٍ كَانَ لَهُ جَارٌ مِسْكِينٌ فَتُصُدِّقَ عَلَى الْمِسْكِينِ فَأَهْدَاهَا الْمِسْكِينُ لِلْغَنِيِّ“Zengine sadaka helâl değildir. Ancak şu beş kimse bundan müstesnadır: Allah yolundaki gazi, zekât memuru, borçlu, onu parasıyla satın alan ve fakir olan komşusunun, kendisine tasadduk edilen şeyi hediye olarak verdiği kimse.”369 buyurmak suretiyle, borçlu olan kimsenin, zengin dahi olsa zekâttan hisse alabileceğini bildirmiştir.