İçeriğe geç

Bir başka âyette, mü’minler arasında meydana gelen her türlü anlaşmazlıklarda, Hz. Muhammed’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) hakem olarak kabul etmeleri ve O’nun, Allah’ın halifesi olarak verdiği hükümlere karşı en ufak bir rahatsızlık duymadan kararlarına razı olmaları gerektiği bildirilerek şöyle buyrulur: “Hayır, Rabbine andolsun ki, onlar aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kabul edip sonra da verdiğin hükümden/hükümlerden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam mânâsıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.”10

Burada, âyet-i kerimede Hz. Peygamber’in verdiği hükümlere tam mânâsıyla rıza göstermek, mü’min olmanın bir şartı olarak vurgulanmaktadır ki, bu hususun önemi hatırlatılması adına konu Allah’ın kasemiyle anlatılmaktadır.

Evet, işte bütün bunlar bize ideal bir toplum çerçevesi çizmekte ve bizi tam bir huzur toplumu olmaya hazırlamaktadır.

D. İdarecilerin Halka Karşı Vazifeleri

Yukarıda, Kur’ân-ı Kerim’de halkın idarecilerine karşı vazife ve mükellefiyetlerine kısmen temas edilmişti ki Kur’ân, bu konudaki disiplinleri şu hususlar üzerine temellendirir: “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder; çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size böyle öğüt verir.”11

584