İçeriğe geç

İnsan fâni zevklerini yaşarken, birkaç dakika dahi olsa, Allah’ı (celle celâluhu) unutabilir. İşte böyle bir unutmaya keffaret olarak o, ciddî bir ‘evbe’nin yanında bütün bedenini de yıkayarak tam bir arınma ameliyesinde bulunur. Hatta ehlullah, bu şekilde bir unutma değil de, gayr-i iradî bile olsa, bir lahza Allah’ı unutunca: “Allahım! Madem iradî olarak Sen’den gafil olmanın keffareti gusletmek oluyor; ben, gayr-i iradî dahi olsa, gaflet ettiğimden dolayı abdestle arınıp yeniden Sana dönmek istiyorum der, tecdid-i teveccühte bulunur. Evet, hak dostları, ağyâr düşüncesine karşı bu ölçüde dikkatli ve her zaman teyakkuz içindedirler.

Bir sistem ve metot insanı olan ve Allah’ın talimiyle Kur’ân-ı Kerim’i pratik hayata geçiren Nebiler Serveri (sallallâhu aleyhi ve sellem) daha önce bin bir baskıyla kovulduğu Mekke’yi fethedip de Kâbe’ye muzaffer bir kumandan olarak girerken, tevazuundan mübarek başı bindiği merkûbun eğeri kaşına değecek şekilde iki büklüm Kâbe’ye girmiş ve her şeyi O’ndan bilmeyi böyle bir mahviyet ve tevazu ile temsil etmişti.19

Bir ihlâs âbidesi olan Hz. Ömer (radıyallâhu anh), bir gün hutbe esnasında hiç münasebet yokken mevzuu değiştirerek, “Yâ Ömer! Daha dün baban Hattab’ın develerini güden bir çobandın!” deyip minberden inmişti. Ona, durup dururken böyle bir söz söylemesinin sebebi sorulunca da, “Aklıma halife olduğum geldi…” cevabını vererek meseleyi kesip atmıştı.

598