Daha önceki bölümlerde üzerinde durduğumuz âyetlerden de18 anlaşılacağı üzere Kur’ân-ı Kerim, ferdi terbiye ederek, onun kalb ve vicdanını şirk ve şirk kokan hususlardan arındırarak ona, hakikî insanlığa giden yollar açmaktadır. Evet, onun terbiyesiyle yetişen fertler, eski hâllerinden bütün bütün sıyrılarak sadece Allah için duyup duygulanan ve O’nun için dolup boşalan insanlar hâline gelmektedirler.
Bir insanın tam tevhide ulaşabilmesi, her şeyden evvel onun şirk ve şirk kokan hususları tamamen terk edip vicdanen temizlenmesine bağlıdır. Açık-kapalı şirk düşüncesini aşamamış bir kimseye hak ve hakikat adına bir şey anlatmak çok zordur. Evet, hak ve hakikat adına anlatılan hususların vicdanlarda mâkes bulması için, o vicdanların arınmasına, dimağların ön yargılardan sıyrılmasına ve gönüllerde hakikat aşkı, araştırma düşüncesi ve hakperestlik duygusunun gelişmesine ihtiyaç vardır.
Buraya kadar belli ölçüde de olsa, insanın şirk ve şirk şaibesinden uzak kalması ve dupduru bir anlayışla Allah’a yönelmesi üzerinde durduk. İşte böyle bir yönelişi gerçekleştirebilen temiz vicdanlar, tevhide öylesine yürekten kilitlenirler ki, Allah karşısında değil şirke düşmek; şirk ihtimali olan şeylerden dahi yılandan çıyandan uzak durdukları gibi uzak dururlar. Ehlullah arasında Allah’a kurbet mevzuunda sübjektif bir uygulama olarak, bir gusül yorumlaması söz konusudur. Bu herkesin anladığı mânâdaki gusülle de irtibatlandırılabilir. Bu yorumun özeti şöyledir:
Dipnotlar
- 18 İhlâs sûresi, 112/1-4; Âl-i İmrân sûresi, 3/64.