İçeriğe geç

Evet, bir insanın içine Allah korkusu, muhasebe duygusu ve mesuliyet hissi yerleştiği zaman, o kimse, kendi kendini kontrol edeceğinden, sosyal hayatta zararlı bir insan olmamaya âzamî derecede dikkat gösterir ve falso yapmamaya çalışır. Çünkü o, her zaman kontrol edildiği şuuruyla hareket etmektedir. Aksine, fertleri bu hâle getirilememiş bir toplum için, uhrevî saadet duygusu gibi, dünyevî huzur hissi uyarmak da çok zor olsa gerek. Zannediyorum bu meselenin en realistçe çözümü nesillerin mehâfet ve mehâbet duygusuna bağlı yetiştirilmesi olmalıdır. Fertleri bu ölçüde kıvama getirilmemiş yığınların hayrına düşünülen plan ve projeler ise her zaman bir tasarı olarak kalacak ve kat’iyen pratiğe dökülemeyecektir.

Sadece gençler değil, ihtiyarlar da ancak Allah’ın huzuruna gitme ve O’nun cemalini seyretme saadetbahş mülâhazalarıyla mutlu olabilirler. Böyle inançlı bir kimse, başına bin ihtiyarlık gelse, beli bükülüp saçı-başı bembeyaz olsa, ihtimal, her zaman bir genç gibi ayakta dimdik durur ve saadetbahş akıbetini gönül huzuru içinde bekler. Evet, o, “Allah’a kavuşmak üzere girdiğim bu yolda, Mevlâ-i Müteâl’e kavuşma vaktim yaklaştı.” diyerek duygu ve düşünceleriyle hep O’nunla beraber olmanın hazzını duyar ve daha cennete gitmeden kendini cennette sanır. Aksine, eğer ihtiyarlık çağına gelmiş böyle bir kişi, imanın ferahlatıcı atmosferiyle tanışamamışsa daima ölüm endişeleriyle dâğidâr olur ve hayat her gün, onun için daha bir ızdıraplı ve âdeta yaşanmaz bir kâbusa dönüşür.

603