İçeriğe geç

Bu itibarla, Yaratan’la yaratık arasında vasıta olan ve Yaratıcı’nın muhteşem kudretine dayanarak, atomlardan nebülözlere kadar geniş bir sahada, melekûtî güç ve kuvvetin nezaret ve tasarrufunun vazifelileri olan melekleri beşere benzetmek ve beşer için zarurî olan bir kısım kayıtları onlar için de vârid görmek, bir düşünce inhirafı ve bir cehalet ifadesidir.

Evet, eğer melek de insanlar gibi sırtında maddî bir ceset taşıyıp da çözülme ve dağılmaya maruz kalsa ve her canlı gibi zaman tarafından aşındırılsaydı, onun hakkında vereceğimiz hükümlerde, insanı bir ölçü, bir mikyas kabul etmek mümkün olurdu. Hâlbuki, bütün bu farklılıklar var; hem de iki sınıfın birbirine kıyas edilmesini imkânsız kılacak kadar var!..

Melekler, yaratılış itibarıyla da insandan farklıdırlar. Bu farklılık, onların çok geniş bir sahadaki mükellefiyetleriyle alâkalı bulunmaktadır. Yaradılışlarındaki bu duruluk ve nurluluk, onları daha nüfuzlu ve daha seyyal kılmaktadır. Bir anda pek çok ruha aksetme, pek çok göz tarafından görülme ve birken çokluk cilvesiyle tezahür etme gibi hususiyetlere malik bulunan melâike, Hz. Âişe’nin (radıyallâhu anhâ) naklettiği bir hadise göre nurdan yaratılmışlardır.62 Bu itibarla da, nurun hususiyetlerine mazhardırlar.

154