İçeriğe geç

Ben, Ebû Süfyan’ın dediklerini duyunca saklandığım yerden fırladım ve “Vallahi bunlar meleklerdir!” dedim. Ebû Leheb zaten burnundan soluyordu… O sinirle üzerime saldırdı ve bana bir tokat vurdu. Ümmü Fazl, hâdiseyi görmüştü. Hemen yanımıza geldi ve Ebû Leheb’e “Efendisi burada yok diye suçsuz bir adamı dövüyorsun öyle mi?” dedi ve elindeki yayı Ebû Leheb’in kafasına geçiriverdi. Ebû Leheb aldığı bu yara ile kanlar içinde evine döndü, ertesi gün hastalandı ve bir hafta sonra da öldü…154 Belki de onu Bedir hezimetinin kederi öldürmüştü.

Zübeyr b. Avvam, Allah Resûlü’nün “Havarim” dediği yiğit sahabi… Bedir’de başına sarı bir sarık dolamıştı. O gün Cibril de aynı kıyafete bürünmüştü… Bir ara Efendimiz’in yanına geldi ve bütün meleklerin bugün Zübeyr gibi başlarına sarı sarık doladıklarını söyledi.. âdeta, gök yer o gün Zübeyrlerle doluvermişti.155

Bedir’de, Uhud’da, Huneyn’de çok açık ve seçik olarak melekler bizzat göründükleri gibi, Çanakkale’de, Kıbrıs’ta, Afganistan’da ve İslâm’ın yüce adının yükseltilmesi için kavga verilen daha nice yerlerde melekler görülmüş ve müşâhede edilmiştir. Bu çeşit melâikeye ait temessüller sayılamayacak kadar çoktur. Bütün mesele, meleklerin bulunabilecekleri zemini, bizlerin hazır hâle getirmesidir. Bu yapıldığı takdirde melekler yine gelir, içimizde arz-ı endam eder ve bizlere de görünürler.

208