İçeriğe geç

“Her birini (her bir insanı) önünden ve arkasından izleyen melekler vardır. Onu Allah’ın emrinden (veya Allah’ın emriyle) korurlar.”111

Hem Efendimiz’in hadisinden hem de bu âyet-i kerimeden anlaşılıyor ki, sinekler gibi insanın üzerine üşüşen belâ ve musibetler, insanı çepeçevre kuşatan melekler tarafından çok defa geri çevrilmekte ve insan böylece öldürücü bin bir hâdise altında ezilip gitmekten korunabilmektedir. Elbette ki bu muhafaza, meşîet-i ilâhiyenin o şekilde tecellî etmiş olmasına bağlıdır. Zaten her meselede ilâhî murad, ilâhî dileme ve meşîet esastır. “Allah’ın olmasını dilediği şey olur; olmamasını dilediği şey de olmaz.”112 hakikati da bize bunu anlatmaktadır. Binaenaleyh, belâ ve musibetler meleklerce uzaklaştırılır; fakat meşîet-i ilâhiye o şekilde tecellî etmişse…

Buna vesile olabilecek şeylere gelince, biz onları bilemiyor, sınırlandıramıyoruz. Bazen insanın hoş bir tavrı, rahmet-i ilâhiyenin harekete geçmesine vesile olur ve Cenâb-ı Hak onun hakkında onu memnun edecek bir hüküm verir. Bazen de tam tersine, insanın münasebetsiz bir davranışı, ilâhî gazabı galeyana getirir ve verilecek hüküm o şahsın aleyhinde olur. Verilen hüküm karşısında meleklerin yapabileceği hiçbir şey yoktur.

Ne var ki, onlar enîs ve celîslerimiz (her zaman beraber olduğumuz arkadaşlarımız) olarak bizim başımızın üzerinde pervaz eder dururlar ve gelmesi muhtemel belâları savmak için bize kanat gerer, kalkanlık yaparlar. Zira bu, onlara ait bir vazifedir. Bu meleklerin ruhanî haz ve lezzetleri, yaptıkları bu vazifenin içine dercedilmiştir. Yani melekler bizi koruma vazifesini, müthiş bir zevk, heyecan ve coşkunlukla yerine getirirler.

11. SEYYAR (GEZGİNCİ) MELEKLER

176