Allah Resûlü’nün verdiği her cevaptan sonra yabancı صَدَقْتَ ‘Doğru söyledin!’ diyor ve Allah Resûlü’nü tasdik ediyordu. Biz ise olanları hayret içinde seyrediyorduk. Ve içimizden, ‘Hem soruyor hem de tasdik ediyor!’ diye geçiriyorduk. Son olarak da kıyamet ile ilgili bir soru sordu:
‘Kıyamet ne zaman kopacak?’ dedi. Efendimiz bu soruya: ‘Şu anda kendisine soru sorulan, sorandan fazla bir şey bilmiyor.’ cevabını verdi. Ardından da kıyamete ait bazı alâmetleri saydı.
Adam bunu da dinledikten sonra kalktı ve gitti. Birkaç kişi arkasından çıkıp baktı, fakat yolcu ortada görünmüyordu.
Allah Resûlü bize, bu gelenin kim olduğunu bilip bilmediğimizi sordu. ‘Allah ve Resûlü bilir.’ diye cevap verdik. Ve şöyle buyurdu: ‘O, Cibril’di. Size dininizi öğretmek için geldi.’ ”145
Cibril bazı kere vahyi insan suretine bürünerek getirirdi. Bu vahiy şekli, Efendimiz’e de en hafif geleniydi. Sahabe onu Dıhyetü’l-Kelbî’ye benzetirdi. Hâlbuki o anda Dıhyeleşen Cibril’di…
b. Meleklerle Hemdem Olan Sahabiler
Üseyd b. Hudayr (radıyallâhu anh) anlatıyor:
Vakit geceydi. Kur’ân okuyordum. Atım kişnemeye başladı. Öyle ki, yakınında uyumakta olan oğlum Yahya’ya zarar verecek diye korktum ve sustum. Ben susunca atın kişnemesi durdu. Ben tekrar Kur’ân okumaya başladım, at da kişnemeye başladı.. ben susunca da durdu ve bu durum birkaç kere tekrar etti. Kur’ân okumayı bıraktım, zira at Yahya’ya zarar verecekti.
Dipnotlar
- 145 Buhârî, iman 37; tefsir (31) 2; Müslim, iman 5, 7; Nesâî, iman 5, 6; İbn Mâce, mukaddime 9.