İçeriğe geç

اَلصَّلَاةُ عِمَادُ الدِّينِ “Namaz, dinin direğidir.”[7] hadis-i şerifi, namazın dindeki ehemmiyetini göstermesi adına çok mânidardır. Zira Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu beyanıyla, dini yüksek bir binaya, namazı da onun dayandığı bir sütun veya bir kaideye benzetmektedir. Hatta hadis kriterleri açısından tenkit edilse de bu hadisin devamında مَنْ أَقَامَهَا فَقَدْ أَقَامَ الدِّينَ وَمَنْ تَرَكَهَا فَقَدْ هَدَمَ الدِّينَ “Namazı dosdoğru ikâme eden kişi, dini ikâme etmiş, onu (terk edip) yıkan kişi de dini yıkmış olur.”[8] buyrulmaktadır ki, بَيْنَ الْعَبْدِ وَبَيْنَ الْكُفْرِ تَرْكُ الصَّلَاةِ “Kul ile küfür arasındaki perde, namazın terkidir.”[9] hadis‑i şerifi bu mânâyı teyit etmektedir.

Evet, namaz terk edildiğinde, küfürle insan arasında artık herhangi bir perde kalmamıştır ve insan âdeta kâfir görüntüsü sergiliyor demektir. Onun için imanın dil ile ikrar edilmesinin alâmeti olarak, يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ’ın arkasından şeâirin en büyüğü sayılan namazın zikredilmesi çok mânidardır. İnsan, imanını diliyle ikrar etmese de namaz kılması onun hakiki mü’min olduğunun daha açık bir alâmetidir. Çünkü şeâir (İslâm’a ait âdet, işaret ve kaideler), fiilen Allah’ı ilandan ibarettir. Onun için imanın hemen arkasından ehemmiyetine binaen şeâirin en büyüğü kabul edilen namaz zikredilmiştir.

136