İçeriğe geç

“İnfak, nafaka verme, sarf etme, harcama ve malın elden çıkarılması” anlamındadır. Tıpkı rızık gibi infak da oldukça şümullü bir mânâ ifade eder. Evet infak, hakiki mânâsıyla malı, mecazi mânâsıyla malın dışındaki şeyleri de içine alır. Zaten اَلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ âyet-i kerimesinin kelimeleri arasında, anlatmak istediği hakikat etrafında bir “tecâvüb” (birbirinin ihtiyacına cevap verme) vardır ve kelimelerin heyet-i umumiyesi, âdeta bir koordinasyon içindelermiş gibi bir keyfiyet arz eder. Âyet-i kerimedeki infakı ifade eden يُنْفِقُونَ kelimesinin, mânâ itibarıyla hem hâle (şimdiki zamana) hem de geleceğe delâlet eden muzâri sigasında gelmesi ve kelimenin mânâsının şümulü, infakın maldan olabileceği gibi sıhhat, ilim, fikir, düşünce, hatta başkalarını harekete geçirecek müspet bir hareket... gibi diğer şeylerden de olabileceğine işaret etmektedir. İnsanın hoşuna giden ve muhtaç olduğu şeyleri, hoşuna gitmesine ve ihtiyacına rağmen başkalarına vermesi mânâsına gelen “îsâr” da bir nevi infaktır.

140