İçeriğe geç

Evet, yukarıda da ifade edildiği gibi namaz, din binasının direğidir. Akideye, bedenî ve malî ibadetlere benzemesi ve kalbin huşû ve hudûunu ifade etmesi... gibi değişik yönleriyle namaz câmi bir ibadettir. Onun için namaza bütün ibadetlerin fihristi nazarıyla bakılmıştır. Bu itibarla o, “mü’minin miracı olma” gibi hiçbir ibadet için söz konusu olmayan büyük bir kıymeti hâiz sayılmıştır. İnsan oruç tutarken, zekât verirken, hatta hac vazifesini eda ederken dahi tahakkuk ettiremediği miracını namazda gerçekleştirir. Evet, miraç yapmak isteyen kimselere namaz bu isteklerini gerçekleştirme adına bir helezon sayılagelmiştir. Ne var ki, kimin namazının ve hangi namazın miraç olduğu müphem bırakıldığı için bu yüce ufka ulaşmak, namazın devamlı ve ihtimam gösterilerek kılınmasına ve bu uğurda cehd ü gayret gösterilmesine vâbestedir.

Zekât ise İslâm binasının bir köprüsüdür. Nitekim اَلزَّكَاةُ قَنْطَرَةُ الْإِسْلَامِ “Zekât, İslâm’ın kantarasıdır (köprüsüdür).”[12] hadis-i şerifi bu hakikati işaretlemektedir. Zekât, bir insanın İslâm binası içine girebilmesi adına behemahal geçmesi gereken dar ve zorlu bir yol mahiyetindedir. Çünkü وَأُحْضِرَتِ الْأَنْفُسُ الشُّحَّ[13] âyetinin ifadesiyle nefisler, cibillî olarak cimrilik üzerine yaratılmışlardır. Bir anlamda gelecek nesillere bir şeyler bırakmak için tutumlu olma duygusu suistimal edilince bundan cimrilik doğmuştur. Binaenaleyh bu duygularla mücehhez olan insanın zekât yolundan geçmesi zorlaşmış sayılır. Yukarıdaki âyet gibi وَإِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَدِيدٌ “Doğrusu o (insan), mal sevgisine çok düşkündür.”[14] mealindeki âyet de insan fıtratına dikkatleri çekmektedir. İnsandaki mal-mülk edinme his ve hevesini silip atmak oldukça zordur. Burada dolaylı olarak bu âyetin “özel mülkiyet” meselesine baktığına da temas etmek gerekmektedir.

142