Aynı zamanda bu âyette Müslümanlara, Kur’ân’dan önce nâzil olan suhuf ve kitaplara da nüzul keyfiyeti itibarıyla saygılı olmaları, en azından onları tekzip etmemeleri talim buyrulmaktadır. Nitekim Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyururlar:
إِذَا حَدَّثَكُمْ أَهْلُ الْكِتَابِ فَلَا تُصَدِّقُوهُمْ وَلَا تُكَذِّبُوهُمْ وَقُولُوا اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ فَإِنْ كَانَ حَقًّا لَمْ تُكَذِّبُوهُمْ وَإِنْ كَانَ بَاطِلًا لَمْ تُصَدِّقُوهُمْ
“Ehl-i Kitap size bir şey anlattığı zaman onları ne yalanlayın ne de tasdik edin. Fakat şöyle deyin: ‘Biz Allah’a ve O’nun gönderdiği bütün kitaplara ve peygamberlere inandık.’ Böyle yapmakla onların söylediği şey doğru ise tekzip etmemiş, eğer yanlış ise tasdik etmemiş olursunuz.”[27]
Binaenaleyh bu âyet-i kerime ve bu hadis-i şerif Müslümanlara, Ehl-i Kitab’a nâzil olan vahye inanıp saygılı olmalarını; aynı zamanda bunun altında Ehl-i Kitab’a da âdeta, “Sizin kitaplarınız kabul edilip tasdik edilmediği bir dönemde Kur’ân-ı Kerim onları tasdik edici bir şahit olarak gelmiştir. Zaten siz kendi kitaplarınızdan, hem Kur’ân’ı hem de hâl ve tavırlarıyla Sahib-i Kur’ân’ı (sallallâhu aleyhi ve sellem) çok iyi tanıyor ve biliyordunuz. Bu sebeple Ehl-i Kitap olarak evvela sizlerin onları tanımanız gerekmektedir.” diyerek Kur’ân ve Sahib-i Kur’ân’a karşı saygılı olmalarını salıklamaktadır.
Ayrıca burada âyet-i kerimenin وَمَۤا أُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ kısmıyla alâkalı olarak İşârâtü’l-İ’câz’da[28] temas edilen birkaç nükteye de –ifade tarzıyla az oynayarak– dikkatlerinizi çekmek istiyorum:
1. Hazreti Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir resûldür.