İçeriğe geç

Görüldüğü gibi zekâtı verilen mal, Allah’ın teminatı ve Resûlü’nün müjdeleriyle, eksilme değil, bilakis artma durumundadır ve zekâtını tastamam verenlerin nail oldukları ihsanlar bunun açık delilidir.

Aynı zamanda böyle bir malın artması için her gün meleklerin dua etmeleri de mevzubahistir ki, bunu da yine Allah Resûlü’nün şu sözünden öğrenmekteyiz:

مَا مِنْ يَوْمٍ يُصْبِحُ الْعِبَادُ فِيهِ إِلَّا مَلَكَانِ يَنْزِلَانِ فَيَقُولُ أَحَدُهُمَا اَلّلهُمَّ أَعْطِ مُنْفِقًا خَلَفًا وَيَقُولُ الْآخَرُ اَلّلهُمَّ أَعْطِ مُمْسِكًا تَلَفًا

“Her sabah gökten iki melek iner de biri, ‘Allahım, infak edene daha fazla ver.’ diye dua ederken, diğeri, ‘Allahım, malını elinde tutup başkalarıyla paylaşmayanın malını telef et.’ diye beddua eder.”219

g. Mala Ebediyet Kazandırır

Dünya fani ve içindekiler de fenaya gitmektedir. Dünyada hiçbir şey ebedî olmadığı gibi, dünyanın kendisi de fenanın kollarında ademe mahkûmdur. Sahip olunan mal ve onu elde edenlerin burada kalıcı olmadığı da muhakkaktır.

Demek ki dünya bir uğrak yeridir ve burada kalmanın sınırlı bir zamanı vardır. Kişi ne kadar çok mal elde ederse etsin ancak bu sınırlı vaktin müsaadesi nispetinde ondan istifade edebilecektir. Bununla birlikte insanda bulunan ebediyet arzusu bir realitedir ki, ebedî âleme iştiyak için insanın mahiyetine dercedilmiş bir müşevviktir. Bunun içindir ki insan mal biriktirir durur. Bu arzunun sevkiyle elde edilen mâmelek ise, onu hiçbir zaman tatmin edememekte ve derdine çare olamamaktadır.

132